Kaygılıyız! Barışın mümkün olduğuna dair umut yaratan “demokratik açılım” süreci, başlamadan sona ermiş görünüyor. Bu ülkenin barışa susayan, bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşamanın mümkün olduğuna gönülden inanan halklarının umutları sönüyor. Her gün gelen ölüm haberleri memleketi yangın yerine çevirirken, barış özlemi, çözüm önerileri, diyalog arayışları silahların gölgesinde silikleşiyor.
Kaygılıyız! Çocukların sırtları terliyse polise taş attıkları kabul ediliyor, çocuklar boylarından büyük hapis cezalarıyla karşılaşıyor, Terörle Mücadele Kanunu ile yargılanıyor.
Kaygılıyız! Seçilmiş belediye başkanları, yasal siyasi parti üyeleri 12 Eylül cuntası yöntemlerini anımsatırcasına toplu halde kelepçelenip cezaevlerine konuluyor.
Kaygılıyız! Siyasi partiler kapatılıyor, milletvekilleri meclisten ihraç ediliyor, fikir, ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü ortadan kaldırılıyor. Demokratik siyasetin zemini, barışçı mücadelenin koşulları yok edilmeye çalışılıyor.
Kaygılıyız! Demokratik çözümün kapısını aralamak için ülkeye geri dönen barış elçileri ağır hapis cezalarıyla yargılanıyor, mahkûm ediliyor. Elçiye zeval ediliyor. Vebali halka ödetiliyor.
Kaygılıyız! Savaş yaşadığımız toprakları kocaman bir kışlaya çeviriyor. Erkek şiddeti, eril savaş dili sokağa egemen oluyor, hoşgörüsüzlük, ırkçılık, milliyetçilik, transfobi ve homofobi artıyor.
Kaygılıyız! Savaş kadınlara yönelik tecavüzleri artırıp meşrulaştırıyor; kadınlar hayatın iyice kıyısına itiliyor, fuhuşa sürükleniyor, kadına yönelik ayrımcılık artıyor, kadın hakları gaspediliyor.
Kaygılıyız! Savaş ülke bütçesini yuttukça, yoksullaşıyoruz. Sağlığa, eğitime, doğal kaynakların korunmasına ayrılacak bütçe, savaştan çıkar sağlayanların cebine giriyor.
Kaygılıyız! Savaş yaşadığımız toprakları kimsenin güvende olmadığı bir cehenneme çeviriyor. İnsanlarımız tarlalarda, otobüslerde ölüyor. Ekili alanlar, bağlar bahçeler yok ediliyor, içindeki bütün canlılarla birlikte ormanlar yakılıyor.
Kaygılıyız! Dağlara bombalar yağdırılıyor. Operasyonlar ağırlaşarak sürüyor.
Kaygılıyız! Komşuyu komşunun katiline dönüştürecek, farklı kimliklere, inançlara sahip olanların aynı sokakta, aynı mahallede oturmasını, aynı havayı solumasını imkânsız kılacak bir kaosa doğru sürükleniyoruz.
“Savaşın sesi sussun, barışın sesi yükselsin!”, “Barış için, silahlar sussun!”, “Ölüm değil, çözüm ve diyalog!” diyerek bir araya gelen bizler, barış umudumuzdan asla vazgeçmedik.
Umutluyuz ! Çünkü savaş çığırtkanlıkları sürerken, barışın sesi de yükseliyor, savaşın karanlıktan ve ölümden başka bir şey getirmeyeceğini söyleyenlerin sayısı artıyor. Barış isteyen sesler çoğalıyor, Bu ülkede savaştan çıkar sağlayanlar dışında kalan herkes barışçı çözümü işaret ediyor.
Umutluyuz! Çünkü insanların ölümden değil hayattan yana olduklarına inanıyoruz.
Umutluyuz ! Çünkü kardeşçe yaşamanın, sorunun gerçek muhatapları arasındaki diyalogla mümkün olabileceğini biliyoruz. Bu diyalogun hemen kurulmasını istiyoruz. Silahlar sussun, barış, çözüm, diyalog koşulları konuşulsun istiyoruz. Bunu hemen, derhal, şimdi istiyoruz. Barış umudumuzdan vazgeçmeyeceğiz.
Ölüm değil, çözüm istiyoruz.
Barış İçin Sanat Girişimi • Barış İçin Kadın Girişimi • Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu •