BARIŞI KİM İSTEMEZ?

Biz aşağıda imzası olanlar...
Barış istiyoruz...
 
Yıllardır istiyoruz bunu...
Akan ilk kandan, düşen ilk candan beri istiyoruz…
 
Barışı kim istemez ki?
 
Askerlik çağı gelen delikanlı ister barışı...
Onun yüreği kafeste kuş gibi tedirgin annesi ister...
Dağdaki kızının yolunu gözleyen baba da ister elbet.
Dağdaki kız da ister…
Yol gözleyen sevgililer...
Resim yapan çocuk ister...
Büyükşehirlerin meydanlarında
tedirgin güvercinler ister barışı...
Ovalarda buğday başakları ister...
Köyler kentler ister…
 
Kim istemez ki? Herkes ister.
Biz de istiyoruz.
 
Memleket mis gibi kardeşlik ve barış koksun diye... Çocuklar ölmesin, analar ağlamasın, ormanlar, köyler yakılmasın, diye... Şimdi tüm silahlar sussun, herkes
sadece barış konuşsun, özgürlük konuşsun diye istiyoruz…
 
Barışın dili çok, ezgisi çok, şiiri çok, neşesi çok, müjdesi ve kıymeti çok…
 
Barışı kim istemez ki?
 
Bu ülke barışa hasret...
Hatta belki o kadar, öyle uzun süredir hasret ki, neredeyse barış’ın ne demek olduğunu, anlamını unutmak üzere.
 
Barış siyasetin işi midir?
Elbette, ama sadece onun değil...
Barış, siyasete bırakılmayacak kadar değerli ve müjdelidir…
 
 
 
 
 
NASIL BİR BARIŞ İSTİYORUZ?
 
Herkesin, onurlu bir barışa ihtiyacı var. Onurlu bir barış için de cevaplara... Sivas’ta öldürülen Metin Altıok’un, “Cevapsız sorunun/ Boynu büküktür/ Hemen anlar/ Yetim olduğunu” dediği gibi, barış sorusunun ve cevaplarının yetim kalmaması için barış istiyoruz…
 
Barış isteyen herkesin cevabını aradığı sorular şunlar:
 
-- Silahlar susmadan barış mümkün mü?
-- Elimizi, kolumuzu, dilimizi bağlayan yasalardan kurtulmadan özgürce konuşabilir miyiz? Özgürce konuşamazsak barışı bulabilir miyiz?
-- Elini uzatanın elini çevirerek, kapıyı çalana kapını açmadan gelir mi barış?
-- “Rojbaş” diyene “rojbaş”, “parev” diyene “parev”, “merhaba” diyene “merhaba” diyebilecek miyiz? Dillerimizi kardeşleştirebilecek miyiz?
 
İşte bu soruları sormak ve cevaplarını aramak için bir araya gelen bizler; bu topraklarda savaşın değil, barışın rüzgarı essin diye, yaşamın yanında saf tutuyoruz.
 
Değil mi ki barış, savaş ateşinin düştüğü - düşmediği her eve lazım... Yıllardır yaptığımız gibi şimdi de yüreğimizin, vicdanımızın yanındayız. Desteğimizi, partilere, hükümetlere değil; sadece barışa sunuyoruz.
 
Çünkü, barış için gerçek adımların sokakta ve sahnede, kitaplarda ve ekranlarda, otobüslerde ve pazar yerlerinde yani hayatın içinde, artık barışın diliyle konuşursak atılabileceğine inanıyoruz.
 
Bu çabanın savsaklanmasına, “ama”larla, “fakat”larla yavaşlatılmasına, resmi yalanlarla kirletilmesine karşı umudun ve kardeşliğin sesini yükseltmek gerekir diyoruz.
 
 
 
 
BARIŞ İÇİN SANAT GİRİŞİMİ NEDİR?
NE YAPMAK İSTİYOR?
 
Biz, sanatı yaşamının parçası yapanlar, tarihin emri, sanatın kavliyle barışı “üstümüze vazife” bildik. Sokakta, evlerde, konserde, sergide, tiyatroda, sinemada, dokunduğumuz, selam verdiğimiz, oyun oynayıp, şarkı söylediğimiz herkese barış’tan bahsedeceğiz... Barış bu coğrafyada daha çok yer kaplasın diye, sanatın diliyle ve araçlarıyla yapacağız bunu...
 
Barış İçin Sanat Girişimi olarak kardeşliği ve barışı inşa etmekte üzerimize görev düştüğüne inanarak, bir ay önce yola çıktık. Bir aydır ne yapmamız gerektiğini konuşuyoruz. Kararlarımızı birlikte alıyor, üzerinde uzlaştığımız konuları önümüze görev olarak koyuyoruz.
 
Öncelikle ülkenin her yerinde barış talebi olanlarla buluşmak ve seslerine sesimizi katmak istiyoruz… Bu yolculuğun şeklini, biçimini ve sürecini barış çabamıza katılarak elini taşın altına koyan, koyacak olan arkadaşlarımızla belirleyeceğiz.
 
Bu toplantı aracılığıyla barış isteyen, barışa ihtiyacı olan herkesi bizim yaptığımız gibi harekete geçmeye çağırıyoruz. Barış tertemiz ve yalın bir taleptir. Ortaklaşacağımız yegane temeldir. Kentlerde kasabalarda paralel barış girişimleri öneriyor ve şimdiden selamlıyoruz.
 
Bu girişim ilk etkinliğini şarkılar, şiirler ve performanslarla 3 Kasım 2009 günü yapacak. Basını bu etkinlikle ilgili daha sonra bilgilendireceğiz...
 
Biliyoruz,
Ceylan’ın o soran gözleri üzerimizde...
Hrant’in tedirgin güvercinleri emanetimiz…
Özdemir Asaf’ın, “Biz savaş ölüleriyiz / Bundan böyle karşı karşıya değiliz / Bildiririz...” dizeleri dilimizde…
 
Biz barış istiyoruz ve soruyoruz:
Barışı kim istemez?
 
BARIŞ İÇİN SANAT
SANAT İÇİN BARIŞ

Basın Açıklaması

Kaygılıyız! Barışın mümkün olduğuna dair umut yaratan “demokratik açılım” süreci, başlamadan sona ermiş görünüyor. Bu ülkenin barışa susayan, bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşamanın mümkün olduğuna gönülden inanan halklarının umutları sönüyor.

Etkinlik

1 Mayıs günü emeğin ve özgürlüğün sesini Taksim'de çıkarmak için Şişli Meydanı'nda toplanan BİS aktivisti sanatçılar, "Barışalım, Yeter!" pankartıyla Abide-i Hürriyet caddesinden Hrant Dink Caddesi'ne çıktılar.