Tabula Rasa



Bu alan her şeyi özgürce konuşmak, tartışmak, önerilerimizi paylaşmak üzere ayrıldı.






“BARIŞ İÇİN ZAMANI DURDUR”

Şimdi, zamanın tam bu anında kaç silahın ateşlendiğini bileniniz var mı? Ya her bir silahın kaç can aldığını? Şimdi, tam da şu anda kaç mühendisin daha ölümcül silahlar üretmek için kafa yorduğunu tahmin edebileniniz var mı? Ya da bir bombanın daha çok öldürmek üzere geliştirilmesini ve bununla gurur duyan ülkelerin sayısını?

Barış için Sanat diyenler, Barışı Kim İstemez? Diye Soruyoruz

Medyaya düşen yeni fişleme vakasıyla Barışı İstemeyenleri bir kez daha sobeliyoruz. Her daim ebe olmaktan hiç gocunmayarak, saymaya devam ediyoruz, Ferhat Tunç ile birlikte...
 
 
BASINA VE KAMUOYUNA
 
3-4 Kasım 2009 tarihleri arasında birçok internet sitesi ve medya organında yer alan haberlere göre, Ergenekon davası savcılarına Genelkurmaydan ikinci bir ihbar mektubu gönderilmiştir. Bu ihbar mektubunda yer alan bilgilere göre Genelkurmay bünyesinde psikolojik harp amaçlı çok sayıda internet sitesi oluşturulmuş, bunun yanı sıra da bölücü, irticacı gibi kategoriler altında çok sayıda internet sitesi fişlenmiştir.
 
Ben de ortaya çıkan bu gerçekleri her yurttaş gibi izliyor, anlamaya çalışıyor ve hukuksal karşılığını bulmasını istiyor, bekliyorum.
Ama son ihbar mektubunda yer alan bilgiler içerisinde, bir sanatçı olarak benim web sitemin de bölücü siteler başlığı altında fişlenmiş olduğunu hayretler içerisinde kalarak gördüm.
Bu fişleme uygulamasının aslında uzun zamandan beri işleme konulduğunu düşünüyorum. Çünkü bugüne değin web sitem defalarca hackerlerin saldırısına uğradı. Bu durumun söz konusu fişleme uygulamasıyla ilgili olduğu bence çok açık olsa gerektir. Aynı şekilde bazen artan, bazen azalan şekilde bana karşı yapılan ölüm tehditlerinin, küfür ve hakaretlerin kaynağının da bu durumla ilişkili olduğunu düşünüyorum.
Genelkurmay bünyesinde oluşturulan psikolojik harp birimince başta TRT olmak üzere tüm ulusal medya kanallarına yapılan çeşitli uyarılarla hakkımda fiili bir yasak başlatmış olduklarını da ifade etmeliyim.
 

Başbakan’ın Kahvaltı Davetinden İzlenimler

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açılım sürecini tartışmak için sanatçılara yaptığı çağrı, toplantı öncesinde kamuoyunda çok yankı buldu. Kimlerin katılacağı, neler söyleneceği, hatta ne yenip içileceği bile tartışma yarattı.

Bu yazıda, hem açılım sürecine dair görüşlerimi hem de Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun müzik çalışmalarında faaliyet gösteren biri olarak katıldığım bu toplantıya dair izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım. Aynı gün konserimiz olduğu için toplantının tamamını takip edemedim; gözlemlerimin eksik olduğunu da eklemek isterim.

Açılım mı?

Başbakan açılış konuşmasına, sanatın toplum üzerindeki birleştirici etkisine, politikanın soğuk diline, siyasetçilerin yitirdiği duyarlılıklara değinerek başladı. Ne kurşun seslerinin ne de politik nutukların ezgileri bastırmaya yeteceğini ifade etti; sanatçılara ülke meselelerine el atmaları, ellerini taşın altına koymaları çağrısında bulundu. ''Sevginin, hoşgörünün, karşılıklı anlayışın, diyalogun, birbirine saygının hâkim olduğu bir dünyayı hep birlikte imar etmek mümkün. Hükümet olarak yegâne çabamız budur.'' diye devam etti Erdoğan.

Aslında, yaz aylarında “Kürt Açılımı” olarak başlatılan süreç savaşın bitebileceği umutlarını yeşertmişti içimizde. Oysa, bugün gelinen nokta sadece endişelerimizin artmasına vesile oldu: “Kürt Açılımı”, “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” adını alırken ülkemizde beraberlik ve kardeşliğe tamamen tezat olaylar yaşanmaya başladı. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında masal çağındaki çocuklar bir bir tutuklanarak cezaevlerine yollanmaya devam etti; yine “terörle mücadele” kisvesi altında Kürt siyasetçiler, kadınlar toplu halde gözaltına alınıp tutuklandı; askeri operasyonlar sonrasında ölüm haberleri gelmeye devam etti. Televizyonlar vaktiyle yürürlükte olan Kürtçe şarkı söyleme yasağının artık çok gerilerde kaldığını bas bas bağırırken pek çok Kürt müzisyen Kürtçe şarkı söylediği için yargılandı, yargılanmakta. Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasıyla birlikte, seçilmiş belediye başkanları, belediye çalışanları da tutuklular kervanına dahil edildi. Kürtlere adeta şu mesaj veriliyordu: “Siyaset alanında size yer yok.”

Basın Açıklaması

Kaygılıyız! Barışın mümkün olduğuna dair umut yaratan “demokratik açılım” süreci, başlamadan sona ermiş görünüyor. Bu ülkenin barışa susayan, bir arada, eşit, özgür ve kardeşçe yaşamanın mümkün olduğuna gönülden inanan halklarının umutları sönüyor.

Etkinlik

1 Mayıs günü emeğin ve özgürlüğün sesini Taksim'de çıkarmak için Şişli Meydanı'nda toplanan BİS aktivisti sanatçılar, "Barışalım, Yeter!" pankartıyla Abide-i Hürriyet caddesinden Hrant Dink Caddesi'ne çıktılar.