Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açılım sürecini tartışmak için sanatçılara yaptığı çağrı, toplantı öncesinde kamuoyunda çok yankı buldu. Kimlerin katılacağı, neler söyleneceği, hatta ne yenip içileceği bile tartışma yarattı.
Bu yazıda, hem açılım sürecine dair görüşlerimi hem de Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun müzik çalışmalarında faaliyet gösteren biri olarak katıldığım bu toplantıya dair izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım. Aynı gün konserimiz olduğu için toplantının tamamını takip edemedim; gözlemlerimin eksik olduğunu da eklemek isterim.
Açılım mı?
Başbakan açılış konuşmasına, sanatın toplum üzerindeki birleştirici etkisine, politikanın soğuk diline, siyasetçilerin yitirdiği duyarlılıklara değinerek başladı. Ne kurşun seslerinin ne de politik nutukların ezgileri bastırmaya yeteceğini ifade etti; sanatçılara ülke meselelerine el atmaları, ellerini taşın altına koymaları çağrısında bulundu. ''Sevginin, hoşgörünün, karşılıklı anlayışın, diyalogun, birbirine saygının hâkim olduğu bir dünyayı hep birlikte imar etmek mümkün. Hükümet olarak yegâne çabamız budur.'' diye devam etti Erdoğan.
Aslında, yaz aylarında “Kürt Açılımı” olarak başlatılan süreç savaşın bitebileceği umutlarını yeşertmişti içimizde. Oysa, bugün gelinen nokta sadece endişelerimizin artmasına vesile oldu: “Kürt Açılımı”, “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi” adını alırken ülkemizde beraberlik ve kardeşliğe tamamen tezat olaylar yaşanmaya başladı. Terörle Mücadele Kanunu kapsamında masal çağındaki çocuklar bir bir tutuklanarak cezaevlerine yollanmaya devam etti; yine “terörle mücadele” kisvesi altında Kürt siyasetçiler, kadınlar toplu halde gözaltına alınıp tutuklandı; askeri operasyonlar sonrasında ölüm haberleri gelmeye devam etti. Televizyonlar vaktiyle yürürlükte olan Kürtçe şarkı söyleme yasağının artık çok gerilerde kaldığını bas bas bağırırken pek çok Kürt müzisyen Kürtçe şarkı söylediği için yargılandı, yargılanmakta. Demokratik Toplum Partisi’nin kapatılmasıyla birlikte, seçilmiş belediye başkanları, belediye çalışanları da tutuklular kervanına dahil edildi. Kürtlere adeta şu mesaj veriliyordu: “Siyaset alanında size yer yok.”